YARIŞMALAR

Türk Okçuluğunda Koşu (Yarışma) Türleri

Menzil taşına ait ayrıntı. (Sultan II. Mahmud Menzili; 1225,5 Gez / Sene 1247 (Milâdî 1831-32)

Menzil taşına ait ayrıntı. (Sultan II. Mahmud Menzili; 1225,5 Gez / Sene 1247 (Milâdî 1831-32)

1. Uzun Mesafeye Ok Atma Yarışmaları

Özellikle ateşli silahların orduda yer almasından ve yayın etkin silah özelliğini yitirmesinden sonra, uzun mesafe atışları, Türk spor okçuluğunun en gözde dalı haline gelmiştir.

a. Menzil Atışları

Menzil atışlarında rüzgar istikametine göre atış yerleri belirlenmiştir. Okun atıldığı nokta “ayak taşı”, doğrultusu da “ana taş” adını alan dikili taşlar ile belirlenmiş bu rotaların her biri “menzil” olarak adlandırılmıştır. Adını da buradan alan “menzil” atışlarında belirli şartlar ve kurallar çerçevesinde okun atılabildiği en uzun mesafe, yeni bir rekor demekti.

Okun düştüğü yere “menzil taşı” denen mermerden bir sütun dikilir, atış yönüne bakan kitabesine atıcının adı, mesleği, atışın yapıldığı tarih ve mesafe yazılırdı. Bu metinler şiir formunda ve çoğunlukla dönemin ünlü bir şairi tarafından kaleme alınır, hat ustası tarafından kağıda dökülür ve taş ustaları tarafından da mermere işlenirdi. Her biri birer sanat harikası olan bu taşlardan günümüze dek ulaşabilenleri eşsiz bir güzellik sergilemektedir. Artık maalesef bir yerleşim yeri olsa da İstanbul Okmeydanı bölgesi, halen bir açık hava müzesi niteliğindedir (bkz. Resim Galerisi, Okmeydanı Menzilleri, Harita).

Elbette bu atışların da bir takım kurallar çerçevesinde ve yetkililerin nezaretinde yapılması şarttı. Kurallara uygun yapılmayan ve yetkililerin onaylamadığı bir atışta rekor kırılsa bile bunun kayıtlara geçirilmesi mümkün değildi.

Bilal Ağa Menzil taşı. 954 Gez / Sene 1202 (Milâdî 1787)

Bilal Ağa Menzil taşı. 954 Gez / Sene 1202 (Milâdî 1787)

b. Uzun Mesafe Ok Atma Yarışmaları (Ok Koşuları)

Uzun mesafe ok yarışmaları ise çoğunlukla Menzil atışları ile karıştırılan, fakat hiçbir ilgisi olmayan bir başka sportif aktivitedir. Bu aktivitede okçular herhangi bir rüzgar ile, herhangi bir doğrultuda atışlarını yaparlar ve birbirlerini geçmeye çalışırlardı. En önemli fark, mesafenin ölçülmemesiydi. Kazanan ok, en ileri düşen oktur. Atışlar gene “ayak yeri” denen sabit bir noktadan yapılırdı. Atış yönü kararlaştırıldıktan sonra ileriye 80 gez (53 m) aralıkla iki bayrak dikilir ve ok bu aralık dışına düşerse geçersiz sayılırdı. Ayrıca atışlar ok meydanları dışında, mesire yerleri, köşk bahçesi gibi elverişli alanlarda da yapılabilirdi.

Atıcılar, atış yapabildikleri mesafeye göre dört farklı kategorilerde yarışırlardı. Her kategoride, Tablo 1’de gösterilen sıralama, sayı ve cinste oklar atılırdı. Atışlar sonrasında en uzağa okunu düşürene merasimle ödülü verilirdi.

menzilciler

Tablo: Uzun mesafe ok koşusu kategorileri. (1 gez = .66 cm)
Pişrev oku: En çok kullanılan, kemik uçlu, kısa yelekli, hafif menzil oku. Haki oku: Şekil olarak pişrev ile aynı fakat daha uzun yelekli ok. Sala azmayişi: Yaşlı kemankeşlerin kullandığı, diğer çeşit menzil oklarından daha hafif, ince ve kısa ok. Ucu zeytin biçimli ve metaldir.
* Yarışmada padişah bulunuyorsa pişrev oku atılması gereklidir.
** Bu kategorideki tüm atışlar, yarışmacılardan en düşük kuvvetli yaya sahip olanınki ile yapılırdı.

flight_range

Menzil atışında doğrultu ve salkı sınırları (ZMA)

Okmeydanında sepete ok atışları (Anonim artist, 17. yy / Yayınlayan F. Taeschner, 1924)

Okmeydanında sepete ok atışları
(Anonim artist, 17. yy / Yayınlayan F. Taeschner, 1924)

2. Hedefe Ok Atma Yarışmaları (Puta Atışları)

Puta atışlarında tekler arasında olduğu gibi takımlar arasında da yarışmalar yapılırdı. Takımlar arasında hedefe atış müsabakaları yapıldığı zaman hangi takımın önce atacağına kura ile karar verilirdi.

İlk atacak taraf putanın karşısına geçer, diğer takım oyuncuları da sırayla oklarını atarlardı. O esnada karşı takımın oyuncuları yaylarını sağ omuzlarına asarak putanın biraz açığında bir sıra halinde dururlardı. Putaya karşı duranlar önceden kararlaştırılan sayıda (ki genelde 7, 9, 11 gibi tek sayı olmalıdır) oklarını attıktan sonra yaylarını sağ omuzlarına asarlar, putaya doğru tekbir getirerek yürürlerdi. Diğer taraf da düz bir sıra halinde aynı şekilde onlara doğru yürümeye başlardı. Takımlar karılaştığında her atıcı karşısına gelenle kucaklaşır, öpüşürdü.

İlk atışlar sonrası hedefi vuran oklar toplanır, atıcılar tekkesi şeyhinin önüne konurdu. İkinci takım da sırayla atışlarını yaptıktan ve birinci takımı merasimle selamladıktan sonra, hedefteki oklarını çıkarır Şeyhin önüne getirilir ve sayılırdı. Oklar eşit çıkarsa koşu bölüşülürdü (beraberlik).

Puta atışlarında puanlama hedefe vuran ok sayısıdır. Hedef üzerinde herhangi bir puan bölgesi söz konusu değildir.

Yarışmalarda kazanan tarafa verilen hediyelere öndül denirdi. Yarışma anlamında kullanılan “koşu” kelimesi de hediye yerine kullanılmıştır.

3. Gösteri Atışları

Sultad  III. Murad (1546-1595) atlı okçuluk taliminde (Surname-i Hümayun, 16. yy sonu)

Sultad III. Murad (1546-1595) atlı okçuluk taliminde (Surname-i Hümayun, 16. yy sonu)

Diğer atışlar genelde gösteri ve oyun amaçlı yapılmışlardır. Bu atışlar resmi olarak yapılan uzun mesafe atışları ve puta atışlarından ayrı tutulmalıdır (bkz. Disiplinler)

Bunun dışında “hedef” kavramı Türkler için pek çok anlama gelebilmektedir:

  • Su ile yumuşatılan kil blokları,
  • Parlatılmış metalden yapılan aynalar,
  • Mermer, saban demiri, bardak vb. çok sert objeler

yaya okçular tarafından hedef olarak kullanılmışlardır. Atlı okçular tarafından ise;

  • Uzun direkler ucuna yerleştirilen su kabakları veya çanaklar,
  • İnsan boyutunda kuklalar,
  • Topraktan tümsekler,
Yavuz Sultan Selim (1470-1520) "ayna"ya darb ederken (Hünername, 16. yy)

Yavuz Sultan Selim (1470-1520) “ayna”ya darb ederken (Hünername, 16. yy)

hedef olarak kullanılmıştır. Bu tür atışlar özünde gösteriden çok zinde kalma anlamını taşımaktadır.


Hasib Efendi’nin 1719 tarihli darb kütüğü (Askeri Müze, İsyanbul)