Okmeydanları ve İstanbul

Türk minyatürlerinden ayrıntılar: At yarışı, okçuluk gösterisi ve yağlı güreş.

Türk minyatürlerinden ayrıntılar: At yarışı, okçuluk gösterisi ve yağlı güreş.

Güreş müsabakaları, kayık yarışları, at koşuları, cirit ve çevgan (polo benzeri oyun), kılıç kalkan vuruşmaları Türk halkının büyük ilgisini çekmiştir ve halen de çekmeye devam etmektedir. En çok ilgi çeken gösteriler ise şüphesiz atıcılık ve ok müsabakaları ile ilgili olanlardır. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğu döneminde, okçuluk faaliyetlerinin gerçekleştirildiği 34 büyük meydan* tahsis edilmiştir. Çeşitli illerdeki bu yerler “okmeydanı” olarak anılırdı. Okmeydanlarında, belirlenmiş kural ve tertip içerisinde, üzerlerinde sürekli olarak sportif faaliyetler gerçekleştirilirdi. Buralarda atıcıların toplandıkları mekanlar da kemankeşler tekkesi, tirendazlar zaviyesi ve atıcılar dergahı gibi isimler almıştır. Yalnız geçici, hatta devamlı olarak ok atılan her yere okmeydanı denmemektedir. Okmeydanları etrafı sınır taşları ile çevrilen, içinde gerekli binaları bulunan, büyük okçuların menzil taşlarını ihtiva eden, kendine has kadrosu ve ödenekleri bulunan spor tesisleridir. Şüphesiz bu ok meydanlarının en ünlüsü, İstanbul Okmeydanı’dır…

İstanbul Okmeydanı

İstanbul’un Fethinden (1453) sonra, şeyhlerin, özellikle Akşemseddin’in tavsiyesi ile Fatih Sultan Mehmet, Galata cihetinde, Kasımpaşa-Hasköy kıyı şeridinin kuzeydoğusuna düşen sırtlarda bir ok meydanı kurulmasına karar vermiştir. O zamanlar bağ-bahçe olan yerler sahiplerinden –bedelinin üzerinde ücret ödenip- alınarak okçuluk sporuna resmi olarak vakfedilmiştir. Alan dahiline tırnaklı hayvan sokulması, ölü gömülmesi, ev yapılması, yeniden bağ-bahçe yapılması, su yolları açılması Sultan Fermanı ile yasaklanmıştır. Fatih, “Ok atmak içün ve dua etmek içün olub, mezar itmeyeler, su yolları itmeyeler mümkin ise üzerinden kuş dahi geçirmeyeler” şeklinde ferman buyurmuştur. Bu şekilde dünyanın ilk spor kulübü, Okmeydanı Atıcılar Tekkesi 1453 yılında resmen kurulmuştur. Oğlu II. Bayezid Okmeydanı sahasını genişletmiş ve Vezir-i Azam İskender Paşa tarafından atıcılar tekkesi inşa edilmiştir. Dergah ve müştemilatı zamanla genişlemiş ve zenginleşmiştir. Meydan üzerinde spor müsabakaları ve talimleri yapıldığı gibi, halkın gezip hava almasına ayrılan mesirelik yerler de vardır. Meydanın güvenliği için de Yeniçeri Ağası görevlendirilmiştir.

Ali Saim Ülgen tarafından yapılan Okmeydanı resüsitasyon planı çizimi (Halim Baki Kunter, Güzel Sanatlar, 1944)

Ali Saim Ülgen tarafından yapılan Okmeydanı resüsitasyon planı çizimi (Halim Baki Kunter, Güzel Sanatlar, 1944)

Asıl tekke iki odadan oluşur: Meydan odası ve kahve ocağı. Meydan odası toplantı ve merasim salonudur. Duvarlarında rekor kıran okçuların başarılarını anlatan şiirlerin yazılı olduğu levhalar, müsabakalarda ok saplanmış ve altına atıcının adı not düşülmüş ilginç hedefler, üst üste konulup delinmiş metal plakalar, kalkanlar ve özellikle düzenli bir şekilde asılmış yay ve oklar bulunurdu. Odanın üç tarafı erkan minderleri ile döşenmiştir. Meydan odasının camiye bitişik olan duvarına gömülü dolaplarda ise kemankeşlerin yayları ve okları bulunurdu. Başka dolaplarda da kavsnameler (yay yapımı ile ilgili kitalpar), menzil risaleleri, atış ruznameleri vs. belgelerden oluşan bir kütüphane bulunmakta idi. Yani burası toplantı salonu olması yanında bir spor müzesi ve kütüphanesi hizmetini de görüyordu.

Şeyh Dairesi geç dönemde iki kat üzerine inşa edilmiş 8-10 kadar odadan oluşurdu. Şeyh, Atıcılar Tekkesinin reisi, yani başkanıdır. Bu daire, Şeyhin ikametgahı olmasının yanında kayıt ve sicil defterleri, kıymetli evraklar ve koleksiyonların da saklandığı özel alandır.

Tekkenin orta kısmında bulunan caminin minaresi 1770 yılında Hacı Ebubekir ağa tarafından yaptırılmıştır. Tesiste ayrıca kuzey-batı köşesinde bulunan Kasr-ı Hümayun, uzakça köşede helalar ve hizmetli odaları mevcuttur. Okmeydanında tekke sınırları dışında bir de namazgah bulunur. Minberi 1625 yılında Gürcü Mehet Paşa tarafından yapılmıştır. 1715 yılında III. Ahmet, Nemçe seferine çıkacağı sırada ordu burada Cuma namazını kılmış ve minber onarılmıştır.

* Budin, Bosna, Belgrad, Sofya, Üsküp, Semendre, Kahire, İskenderiye, Mekke, Cidde, Şam, Halep, Lazkıyye, Bağdat, Avlunya Edirne, Gelibolu, Konya, Bursa, Konya, Kütahya, Manisa, Bergama, Balıkesir, Amasya, Maraş, Diyarbekir, Akhisar, Ankara, Tokat gibi belli başlı meydanlardan çoğu hudut boylarında ya da hududa yakın yerlerde idi.

 

ZMA