Hattat Şeyh Hamdullah

Yayın: Yedigün (No: 276, 1938) Yazar: İsmail Baykal

Ok atma, eski Türklerin belli başlı bir sporu idi. Bu sporda muvaffak olanların isimlerini Türk milleti asırlardanberi unutmamıştır. Ok atma sporu sade pazı kuvveti değil, kafa kuvveti de istiyen bir beden hareketi sayılırdı.

SON zamanlarda Beyoğlu Evkaf idaresi tarafından Okmeydanının korunması, bu eski Türk sporculuğunun meydana çıkarılması gibi çok yerinde çalışmalarını işittikçe, içimden bir sevinç uyandığını hissederek, 15 inci asırda o mevkiin Okçular şeyhi Hattat Hamdullah’ı hatırladım ve bu değerli üstat hakkında edindiğim bilgileri göğsüm kabararak yazmayı faydalı buldum.

Buharadan gelmiş ve Amasyada yerleşmiş Mustafa dede adlı bir zatın oğlu olan Şeyh Hamdullah 840 1436 yılında Amasya köylerinden birinde doğmuştur. Çocukluk zamanını geçirip tahsil çağına gelince köy hayatını bırakıp Amasyaya gelerek zamanının âlimlerine baş vurmuştur.

Küçüklüğündenberi yazıya çok hevesli olduğundan yazıyı diğer derslerden ayırd etmiş ve tanınmış Türk hattatlarından üstat «Maraşlı Hayrettin» den ders almıya başlamıştır. Bu çalışması 880 – 1475 yılında oldukça ileri gitmiş bir durumda idi. Bu çalışmaları arasında ava da merak ederek Doğan avına gider ve arasıra ok da atarak spora devam ederdi.

Zamanının en yaman sporcularından olan Hattat Hamdullah'ın emsali arasında hakikaten şaheser sayılan nefis bir yazısı.

Zamanının en yaman sporcularından olan Hattat Hamdullah’ın emsali arasında hakikaten şaheser sayılan nefis bir yazısı.

İşte bu sıralarda Mirimîran olarak Amasyada bulunan şehzade Bayazıt, bu üstadın yazı hakkındaki yüksek bilgisini duymuş ve kendisine yazı dersi vermesini rica etmiştir. Bu dileği kabul eden sanatkâr, Bayazıd’a ders vererek hocalık etmiye başlamıştır.

886 – 1481 de şehzade Bayazıd’m babası Fatih sultan Mehmed’in ölümile padişah olan Bayazıt II, İstanbula gelirken hocası Şeyh Hamdullah’ı da İstanbula davet etmiştir. Bu davetten bir müddet sonra İstanbula gelen Hamdullah, doğruca Üsküdarda kazasker hamamı yakininde oturan ve Amasyada iken epey arkadaşlıkları bulunan ve kendisinden evvel İstanbula gelen yine tanınmış hattatlardan Abdullah ve Cemalettin Amasî’nin evine misafir olmuştur.

Hocasının İstanbula geldiğini işiten sultan Bayazıt, Bevabanı sultanî Saray kapıcısından birisini yanına gönderip hususî ders almıya geldiğini söylemiştir. Bir satır rıkka meşki alan bu zat, aldığı bu yazıyı hemen padişaha götürmüştür. Yazıyı gören sultan Bayazıt: «Bu yazı hocam Şeyh Hamdullah’ın yazısıdır. Şimdi bu kâtibi bana getiriniz» emrini vermiş ve saraya yakın bir yerde kendisine ayırdığı odaya yerleştirerek «Kâtibi sarayı sultanî ve yazı hocası» yapmıştır.

Okmeydanında yapılan müsabakalardan birinde Okçular şeyhi Hamdullah'ın mühim bir atışını tesbit eden taş.*

Okmeydanında yapılan müsabakalardan birinde Okçular şeyhi Hamdullah’ın mühim bir atışını tesbit eden taş.*

Hocasının yazılarına hayran olan padişah, yanında bir talebe gibi diz çökerek oturur, divitini ve hokkasını tutar, icabında cübbesini düzeltirdi. Birçok Kelâmı kadim, ve cüzleri, mevki kıtalarına ve Eklâmı sitte denilen altı çeşit islâm yazısını ihtira eder bir vaziyette ve sanatkârane bir surette yazdığı tomarları, yadigâr bırakan bu üstat ayni zamanda da güzel bir terzi idi [1]. Bayazıt II ye diktiği bir kaftanın -cübbenin- dikiş yerlerini bulmakta o zamanın terzileri bile zorluk çekerlerdi. Bukadar işleri arasında yine spora devam eder güzel bir yüzücü idi. Ekseri zamanlar ağzına aldığı cüzdanını ıslatmadan Usküdardan Sarayburnuna kadar yüzerek gelir Bayazıd’a dersini verirdi. Bu şekilde yüzmeği âdet edinmişti.

Tirendazlık ok atıcılıkta ve bilhassa ok yapmakta da gayet üstat ve hünerli idi [2]. Sık sık Okmeydanına giderek ok atar ve hedefe isabet ettirirdi.. Ok atıcılardan Şirmed’in attığı bin elli kez üzerine, ağaç ok ile yirmi üç kez fazlasile 1073 kez atmıştır. «Burada bir kez 66 santim ve orta yürüyüşlü bir kimsenin bir adımı kadardır.» Zamanında cihan pehlivanı idi.

Bu hareketini duyan Bayazıt, Okmeydanında bugünkü bildiğimiz yeri ebediyen ok atıcılara vakfetmiş ve hocası Şeyh Hamdullah’ı da oranın zaviyesine şeyh tayin etmiştir. Bu şeyhlik bildiğiniz gibi tekke şeyhliği olmayıp ok atıcılara mahsus bir vazife – ünvan – ve okçularbaşı idi. Hamdullah şeyh lâkabını bundan sonra almıştır. Bu üstada Okçularbaşı, Okçular şeyhi de denilirdi.

Tanınmış ok atıcılardan Tozkoparan Okmeydanmda ok atıp taş dikme usullerinde arkadaşlarından Şüca’ ile aralarında çıkan ve uzun müddet bir türlü halledilemiyen ihtilâfı işiten padişah Bayazıt, bu meselenin halline Şeyh Hamdullah’ı hakem tayin etmiş, bu üstat da bu işi her iki tarafın memnuniyetile halledip törenle taşları yerlerine dikilmiştir.

926 – 1520 de ölen bu değerli Türk üstadı islâm yazıları sanatında çok incelikler yapmıya muvaffak olmuş ve hattâ o asrın yazı âleminde çok büyük yenilikler meydana getirmiştir.

İşte hayatından, sanatından bahsettiğimiz bu sanatkârın diğer herhangi bir ince işi de başarabileceği muhakkaktı.

İsmail Baykal

[1] Nefsî zadenin 1110 da yazılmış Gülizarı 6evap adlı eserinin B. 16 sayfasında,
[2] Abdullah kâtibin 1175 de yazılmış Tezkiretülremat B. 19 sayfasında.

Urfa orta okulunda gayretli bir spor öğretmeninin idaresi altında çok muvaffakiyetli neticeler elde edilmektedir. Fotoğrafımız gürbüz gençlerimizi bir jimnastik antrenmanı esnasında gösteriyor.

Urfa orta okulunda gayretli bir spor öğretmeninin idaresi altında çok muvaffakiyetli neticeler elde edilmektedir. Fotoğrafımız gürbüz gençlerimizi bir jimnastik antrenmanı esnasında gösteriyor.

Sitenin Notu:
Türk Hat sanatının kurucusu, Reis-ül Hattatin (Hattatların Resisi), Şeyh-ür Ramiyan (Okçuların şeyhi) Hamdullah, seksen yaşında yazdığı bir Kur’an-ı Kerim’in ketebesine: “Sultan Bayezid’in kâtibi olan hattat, saçları ağardığı ve yaşı seksene baliğ olduğu halde bunu nasıl yazar, insaf ve iman ile nazar et.” notunu düşmüştür. Zira bu hat dâhisinin ihtiyarlığında başı titremesine rağmen mübarek eli titrememekte ve gençliğinde yazdığı gibi metin ve güzel yazmaktadır.
Fatih’in Amasya’daki çelebilik zamanındaki dostu, 6 cülus görmüş Şeyh Hamdullah’ın H.905 tarihli tek menzil taşı, aynı zamanda Okmeydanı’nın en eski menzil taşıdır. 2012 yılında tamamlanan restorasyon sonrası ve süresince Mimar Sinan Genim tarafından yerinde korumaya alınmıştır. 

Şeyh Hamdullah’ın kabri, Üsküdar Karacaahmet mezarlığı içinde “Şeyhler Sofası” olarak bilinen bölümde bulunmaktadır.

*Yukarıdaki yazıda resim altında bunun müsabakalardan birinde dikildiği yönünde verilen bilgi yanlıştır.
** Orijinal makaledeki dil yanlışı aynen bırakılmıştır.